3 Puan / 2 Sıra

Konunun ilgilileri tarafından heyecanla beklenen Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün Yolsuzluk Algı Endeksi – 2015 raporu nihayet açıklandı. Heyecanla bekleniyordu; çünkü ülkemiz 2013 yılının sonunda yaşananlar ve takip eden gelişmeler nedeniyle, 2014 endeksinde rekor bir düşüşe imza atmış, 11 sıra ve 5 puan geriye gitmişti. Bu da altı yıllık ilerlemenin bir yıl içinde sıfırlanması anlamına geliyordu. Açıklanan rapora göre, Türkiye bu yıl da düşüşünü devam ettirmiş; 3 puan ve 2 sıra geriye düşmüş. 168 ülke içinde, 100 üzerinden 42 puan alarak 66. sıraya gerilemişiz. Bu da Bulgaristan dışındaki tüm Avrupa ülkelerinin ardında kaldığımızı ve o ülkelerin standartlarından gitgide uzaklaştığımızı göstermektedir.

Yıl Puan Sıralama
2011 42 61
2012 49 54
2013 50 53
2014 45 64
2015 42 66

Öncelikle hatırlamak gerekirse,  Yolsuzluk Algı Endeksi, 168 ülkede gerçekleştirilen, 11 farklı uluslararası kurumun 12 farklı araştırmasının bulguları incelenerek hazırlanan bir çalışmadır. Konunun uzmanları ve iş dünyasının kamu sektörüne ilişkin yolsuzluk algılarını yansıtır. Endeksteki metodoloji ile 0-100 değerleri arasında bir sıralama gerçekleştirilir ve “0” en yüksek yolsuzluk algısına, “100” ise en düşük yolsuzluk algısına karşılık gelir.[1]

 

 

Endeksde 168 ülkenin 114’ü, 100 puan üzerinden 50 puanın altında notlanmıştır. Bu da kamu kesimi yolsuzluk algısının bu ülkelerde ciddi oranda yüksek olduğunu ve yolsuzluk konusunda dünya çapında ciddi bir mesafe kaydedilmesi gerektiğini göstermektedir. Dünya ülkelerinin %68’ine çalışmaya katılanlar tarafından daha şeffaf, dürüst ve hesap verebilir bir algı oluşturmaları için ciddi bir uyarı gönderilmiştir.

Bu yeni durum Türkiye’ye yatırım yapacaklar için ne demek?

Yabancı yatırımcıların, yolsuzluk karşıtı yasaları gereği, yatırım yapacakları ülkelerin, kendileriyle aynı olmasa bile yakın hassasiyete sahip ülkeler olmasını istedikleri bilinen bir gerçek. Bu nedenle yatırım kararı alırken ilk baktıkları verilerden biri, ülkenin bu endeksteki yeri. Ülkemiz de, son iki yıla kadar yavaş da olsa endeksteki yerini iyileştirir ve bunun için çaba sarfederken, son iki yılda çok önemli kayıplar vermiştir. Çünkü dünya, ortada bir yolsuzluk iddiası var ise bu iddianın mümkün olan en detaylı şekilde araştırılmasını ve ilgililerin cezalandırılmasını bekliyor. Böyle bir inceleme, soruşturma gerçekleştirmediğimiz için de, kendi yasaları karşısında “tehlikeli” ülkelerden olduğumuz düşünülüyor.

İşte böyle zamanlarda, şirketlerin yabancı yatırımcı çekebilmek için kendi bünyelerindeki tedbirleri artırmaları, sistemleri sıkılaştırmaları gerekiyor. Yatırımcıya, “Her ne kadar yolsuzluk algısı anlamında riskli bir ülkede çalışıyorsak da, biz bu riskin şirketimize girmemesi için her türlü tebdiri aldık” diyebilmek, şirketin şansını artırıyor.

Peki şirketler bunun için neler yapabilir?

Elbette bu konuda alınabilecek pek çok önlem var. Ancak yabancı yatırımcıların dikkatini çekmek isteyen bir KOBİ’nin, muhtemel bütçe kısıtlamaları nedeniyle uygulamak isteyebileceği maliyeti düşük ve faydalı önlemler aşağıdaki gibidir:

  • Öncelikle şirket yönetimleri, yolsuzluk karşıtı kültürün, şirket içinde istisnasız uygulanması gerektiğine dair doğru ve etkili bir mesaj veriyor olmalıdır. Yolsuzluk ve rüşvet karşıtlığı, şirketin Etik Kodu’nda açık bir şekilde belirtilmeli, gerekiyorsa rüşvet ve yolsuzluğun tanımı yapılmalıdır. Bu tanım ve kurallar, gerek günlük iletişimlerde, gerek toplantılarda, gerekse periyodik eğitimlerde tekrarlanmalıdır. Şirket yöneticileri, bu kurala istisna olabilecek hiç bir uygulamaya onay vermemelidir.

 

  • Şirketin içinde, günlük işlemlerin nasıl yapılacağını anlatan prosedürlerin gerekli bölümlerinde, yolsuzluk ve rüşvet karşıtı uygulamalara yer verilmelidir. Örneğin kasa prosedürünün içinde, kasanın kullanılabileceği ödeme çeşitleri belirtilirken, belgesiz ve yasal bir amacı olmayan ödemelerin kasadan ödenemeyeceği de belirtilmelidir.

 

  • Şirketin rüşvet ve yolsuzluk açısından riskli hesapları ciddi kontrollere tabi tutulmalıdır. Özellikle danışmanlık giderleri, temsil ve ağırlama, bağışlar, cezalar ve kanunen kabul edilmeyen giderler gibi hesaplar, rüşvet ödemelerinin kaydedilmesi riski taşıyan hesaplardır. Bu nedenle, kullanımlarının kurallara bağlanması ve düzenli olarak kontrol edilmeleri gerekir.

 

  • Birlikte çalışılacak şirketlerin de şirketin ortaya koyduğu yolsuzluk karşıtı politikalardan haberdar olmaları ve onlara uymaları sağlanmalıdır.

 

  • Çalışanlara uygunsuz işlemlerle ilgili bildiklerini ve şüphelerini misilleme endişesi taşımadan aktarabilecekleri raporlama olanakları sunulmalıdır. Bu raporlama olanağı bir e-posta adresi, bir telefon numarası ya da bağımsız bir çağrı merkezi olabilir.

 

  • Uygun olmayan uygulamalar gerçekleştiren şirket çalışanları ve yöneticileri, istisnasız ve pozisyonlarından bağımsız yaptırımlara tabi tutulmalıdır.

 

  • Sistemlerin etkinliği düzenli periyodlarla denetlenmeli ve yetersiz alanları güncellenip geliştirilmelidir.

Ancak bu sistemler şirket içinde kurulduktan ve etkin olarak kullanılabildikten sonra, yabancı yatırımcıları şirketin, ülkenin artan yolsuzluk algısına rağmen az riskli olduğunu iddia etmek mümkün olacaktır.

[1] Türkiye’nin puanı belirlenirken 12 uluslararası araştırmanın 8’inden faydalanıldı. Bu araştırmalar şunlardır; World Economic Forum EOS, Bertelsmann Foundation TI, IMD World Competitiveness Yearbook, Bertelsmann Foundation SGI, World Justice Project ROL, PRS International Country Risk Guide, Economist Intelligence Unit, IHS Global Insight. (Kaynak: Şeffaflık Derneği – www.seffaflik.org)

Bir Cevap Yazın